• Facebook'ta Paylaş
  • Twitter'da Paylaş
Yapılarda Çevresel Değerlendirme Araçları Ve Uygulamaya Yönelik Sorunlar
2/10/2012
Doç. Dr. Ayşin Sev, MSGSÜ Mimarlık Fakültesi

GİRİŞ

Birçok ülkede yapı sektörünün sürdürülebilir kalkınmasını desteklemek amacıyla ortaya konan Çevresel Değerlendirme Araçları (ÇDA) giderek yaygın bir uygulama alanı bulmuştur. Yapıların çevresel zararlarını önlemek açısından önemli bir rol üstlenen bu araçların uygulanması her geçen gün yaygınlaşmakta, mevcut araçların yeni sürümleri geliştirilmekte ve ek olarak yeni araçlar ortaya konmaktadır.

İlk örnekleri gelişmiş ülkeler tarafından ortaya konan ÇDA, sürdürülebilir yapılaşma konusunda önemli bir teorik alt yapı oluşturarak, gerek bilgi kaynağı, gerekse karar verme aracı olarak görev üstlense de, yeni veya mevcut bir yapının çevresel performansını değerlendirmek için en uygun aracı seçmek veya bölgesel koşullara uygun yeni bir değerlendirme aracı geliştirmek zor bir süreçtir. Bunun nedenleri şu şekilde açıklanabilir:

-    Farklı amaçlara ve fonksiyonlara yönelik çok sayıda aracın olması ve bunların geliştirildikleri ülkelerin koşullarını ve önceliklerini yansıtması;
-    Bazı araçların birbirinden türemiş olması ve bazen de birbirleriyle çelişmeleri;
-    Araçların tam anlamıyla şeffaf olmaması ve kullanıcılarına ilişkin kesin kabuller getirmemesi; bu durumun belirsizlik ve karmaşaya yol açması;
-    Belirli bir bölge veya ülke koşullarına uygun bir aracın geliştirilmesinin çok yönlü ve karmaşık bir süreç olması.

Yapıların çevresel performansının değerlendirilmesi amacıyla geliştirilen sistemler  hem yapı sektörünün dikkatini çevresel sorunlara çekmekte hem de sektörün çevre üzerindeki yıkıcı etkilerini önlemeye çalışmaktadır. Bu sistemler, Yaşam Döngüsü Değerlendirme (YDD) yöntemleri ve kriterlere dayalı sertifika programları olmak üzere başlıca iki grupta toplanabilir. YDD yöntemleri genellikle yapıların tasarım aşamasında, malzeme ve ürün seçimi, servis sistemi seçeneklerinin değerlendirilmesi gibi amaçlarla kullanılmakta olup, kapsamları sınırlıdır. Bees (ABD), BEAT 2002 (Danimarka), EQUER, PAPOOSE ve TEAM (Fransa), EcoQuantum (Hollanda), ATHENA (Kanada), Envest 2 (İngiltere) ve LEGEP (Almanya) gibi programlar bu gruba girmektedir. Kriterlere dayalı değerlendirme ve sertifika programları ise yapıları daha geniş kapsamlı ve objektif değerlendirmeye tabi tutması, kolay uygulanabilmeleri ve sonuçların kolay anlaşılır olması açısından günümüzde daha çok rağbet görmekte ve ön plana çıkmaktadırlar. Bu sertifika programları, İngiltere’de, 1990 yılında Yapı Araştırma Kurumu (BRE) tarafından ortaya konan Yapı Araştırma Kurumu Çevresel Değerlendirme Metodu (BREEAM) ile ortaya çıkmıştır. Bu metodu LEED? (ABD), SBTool (Uluslar arası), EcoProfile (Norveç), PromisE (Finlandiya), Green Mark for Buildings (Singapur), HK-BEAM ve CEPAS (Hong Kong), Green Star (Avustralya), Green Label (Almanya) SBAT (Güney Afrika), CASBEE (Japonya) ve Environmental Status (İsveç) ve son olarak GSBCS (Almanya) gibi çok sayıda metot izlemiştir.
Bir yapının çevresel performansının değerlendirilmesinde hangi yöntemin seçileceği özellikle yatırımcılar için önemli bir konudur. Yanlış seçim maliyette ve tasarım kalitesinde olumsuz etkiler doğurabilmektedir. Buna karşılık doğru seçim ise yapının çevresel kalitesini artırarak, pazarlama değerini yükseltmektedir. Yapılan çalışmada dünya üzerinde en yaygın olan BREEAM ve LEED sertifikalarının içerikleri, uygulanma esasları ve sertifikasyon süreçlerine ilişkin bilgi verilmiştir. Çalışmanın sonunda, bu sistemlerin ortaya kondukları ülkeleri dışında doğrudan uygulanmasına ilişkin sorunlara değinilmiş, ulusal bir değerlendirme ve sertifika sistemi oluşturma sürecinde dikkate alınması gereken konulara ilişkin görüşler sunulmuştur.

BREEAM

İngiltere’de Yapı Araştırma Kurumu (BRE) tarafından geliştirilerek, 1990 yılında uygulamaya geçirilen Yapı Araştırma Kurumu Çevresel Değerlendirme Metodu (BREEAM), kriterlere dayalı değerlendirme sistemlerinin ilk örneğidir. Günümüze kadar 115 000’den fazla yapıyı sertifikalandıran ve 700 000’den fazla yapının da sertifika için başvuruda bulunduğu BRE, çevresel politikaların sürekli güncellenmesi ve yerel koşullarla harmanlanması gereğine dikkati çekmektedir. İngiltere’de yapı sektörünün gelişimde önemli payı bulunan BRE’nin sürekli ve kesintisiz desteğinin yanı sıra, İngiliz hükümeti ve işadamlarından da destek alması BREEAM’in etkinliğini artırmaktadır. BREEAM ile (tümü yeni yapılar olmak üzere), ofisler, çekirdek aileler için ekokonutlar, apartmanlar, okullar, alışveriş merkezleri, yurtlar, bakımevleri, endüstri yapıları, adalet sarayları, hastaneler ve hapishane binaları değerlendirilmekte olup, mevcut yapılar sürümü üzerinde de çalışmalar yapılmaktadır. Oldukça geniş bir yelpazeye göre düzenlenmiş değerlendirme tabloları yapıların çevresel performanslarını çeşitli kategorilere göre değerlendirmektedir. Ayrıca İngiltere dışındaki ülkelerde yapılacak değerlendirmeler için BREEAM International, (Türkiye’yi de içine alan) BREEAM Europe ve körfez bölgesindeki ülkeler için BREEAM Gulf geliştirilmiştir. Adı geçen yapı türlerinin dışındaki yapılar ve karma fonksiyonlu yapılar için, talep üzerine kurum tarafından BREEAM Bespoke (Sipariş) hazırlanmakta ve değerlendirme kriterleri yapı türüne özgü olarak belirlenmektedir.

Çevresel Değerlendirme



BREEAM değerlendirmeleri BRE’nin lisanslı değerlendirme uzmanları (BREEAM Assessor) tarafından yapılmaktadır ve projelerde bir uzmanla çalışılması zorunludur. Başvurudan sonra projenin hangi değerlendirme türüne uygun olduğuna karar verilmekte, daha sonra her yapı türü için, tasarım, inşaat veya yönetim ve operasyon aşamalarından projeye uygun olanı seçilerek çalışmalar başlatılmaktadır.

Kesin değerlendirme öncesinde, isteğe bağlı olarak yürütülecek bir ön değerlendirme (pre-assessment) sürecinin de yararlı olabileceği görülmüştür. BREEAM’ın asıl sertifikasyon süreci detaylı ve  çok kapsamlı bir çalışma gerektirmektedir. Bu aşama kayıt işlemleri ile gerekli belge/dokümanların tasarım ekibi tarafından tamamlanmasıyla başlar. Sonrasında proje  uzman tarafından gözden geçirilir, değerlendirme raporu doldurularak, BREEAM takımının bir üyesine sunulur. Değerlendirme ve puanlama çeşitli performans kategorileri altında tanımlanan kriterlere göre yapılır ve proje sağladığı her kriter için puan toplar.  BREEAM sisteminde puan toplanabilecek 9 performans kategorisi mevcuttur. kategorileri Yönetim (Management), Sağlık ve Memnuniyet (Health and Well-being), Enerji (Energy), Ulaşım (Transport), Su (Water), Malzeme (Material), Atıklar (Waste), Kirlilik (Pollution) ile Arazi Kullanımı ve Ekoloji (Land use and ecology) olmak üzere dokuz grupta toplanmıştır.

BREEAM sertifikasında Enerji performans kategorisi en ağırlıklı kategoridir. Şu anda Sertifikanın enerji kategorisindeki gereksinimler, EPC-Enerji Performans Sertifikası sistemine uyarlanmaya çalışılmaktadır.

Çeşitli bölgelerde yapılacak değerlendirmeler için bu performans kategorilerinin bütün içindeki oranı değişmektedir. Bir sonraki aşamada projenin her bir kategoride topladığı puan önceden belirlenmiş ağırlık katsayıları ile çarpılarak sonuç puanı elde edilir. Geniş çaplı anketler ve bilimsel çalışmalar sonucu belirlenen bu ağırlık katsayıları, uygulamada bölgesel farklılıkları gözetmekte, böylece daha gerçekçi ve objektif bir değerlendirme yapılmasını sağlamaktadır.

BREEAM’e göre değerlendirilen bir yapının çevresel performansının belgelendirilmesi için gösterge puanlarının en az % 30’unu toplaması gerekmektedir. Bunun üzerinde performans gösteren yapılar aşağıdaki gibi derecelendirilir.

1.Geçer (Pass)
2. İyi (Good)
3.Çok İyi (Very good)
4.Mükemmel (Excellent)
5.Seçkin (Outstanding) olmak üzere derecelendirilir.

BREEAM sertifikasyon sistemi, özellikle İngiltere dışındaki projelerde, ülkeye, bölgeye ve projeye uygun bazı yeni kurallar getirmektedir. Bu kuralların oluşumu tasarımcı ve BREEAM arasındaki uzun soluklu çalışma ile belirlenmektedir; bu nedenle sistemin kısa süreli projelere adaptasyonu zor olabilmekte ve zaman zaman BRE gelen taleplere hızlı cevap iletememektedir.

LEED?

Amerikan Yeşil Binalar Konseyi (USGBC) tarafından geliştirilerek, Çevresel Değerlendirme1998 yılında uygulamaya geçirilen Enerji ve Çevresel Tasarımda Liderlik (LEED?) programının hedefi, yapıların yaşam döngüsü sürecinde oluşturdukları çevresel etkilere dikkat çekmek ve yapı sektöründe payı olan tüm kurum ve kuruluşların faaliyetlerini ve ürünlerini bu etkileri azaltmak doğrultusunda geliştirmelerini sağlamaktır. USGBC günümüzde Amerika’da ve dünyanın 30 ülkesinde 14.000 den fazla projeyi sertifikalandırmıştır. LEED sisteminde tamamen şeffaf bir teknik değerlendirme ve sertifika oluşturma süreci yürütülmektedir. Tüm sertifikasyon ve dokümantasyon sistemi belgelendirmeye dayalıdır.

LEED? yapıların çevresel performansını sekiz kategoride değerlendirmektedir. İlk olarak Yeni Yapılar için geliştirilen bu program kapsamında daha sonra farklı yapı türlerine cevap verecek sürümler de geliştirilmiştir. Bugün LEED programı altında her biri farklı olarak tasarlanan kontrol listeleriyle Yeni Yapılar ve Büyük Onarımlar (LEED-NC), Mevcut Yapılar (LEED-EB), Ticari İç Mekânlar (LEED-CI), Okullar (LEED-S), Mahalle Kalkındırma Projeleri (LEED-ND), Konutlar (LEED-Homes) ve Alışveriş Merkezleri (LEED-Retail) değerlendirilmekte, Sağlık Yapıları ve Laboratuarlar üzerinde de çalışma yapılmaktadır. Kontrol listelerinde performans kriterlerinin her biri için krediler tanımlanmış olup, LEED’in 2. Versiyonunda her kriterin karşılığı bir kredidir. Yeni Yapılar ve Büyük Onarımlar için LEED v2.2 (NC) sertifikasyon sistemi 6 kategoriden oluşmaktadır. Bu kategoriler Sürdürülebilir Arsalar (Sustainable Sites), Su Etkinliği (Water efficiency), Enerji ve Atmosfer (Energy and Atmosphere), Malzemeler ve Kaynaklar (Materials and Resources), İç Mekân Çevre Kalitesi (Indoor air quality) ile Tasarım ve Yenilik (Innovation and Design) olarak sıralanmaktadır. Bu kategorilerin her yapı tipi için bütün içindeki oranları farklılaşmaktadır.

27 Nisan 2009’da uygulamaya giren LEED 3.0 (NC) sürümünde ise, bazı kriterlerin puanı değiştirilmiş, sera gazı salımına ve iklim değişikliğine etkisi olan kriterlerin ağırlığı artırılmıştır. Bu versiyonda Enerji ve Atmeosfer performans kategorisinin ağırlık yüzdesinin arttığı görülmektedir. LEED’de enerji ve atmosfer kategorisinden puan toplayabilmek için  tüm binayı modelleyen enerji simülasyonuna gereksinim vardır.

Ayrıca bölgeselleştirme çalışmaları kapsamında 4 adet Bölgesel Ödül Kredisi (Regional Bonus Credits) eklenmiştir. Ancak bu krediler şu an için sadece ABD sınırları içinde yer alan projelerde geçerlidir.  LEED’in V3 ile beraber yürürlüğe koyduğu, ağırlık katsayısı uygulaması BREEAM’deki ağırlık katsayısı uygulamasından farklı olup, bazı noktalarda bölgesel farklılıkları göz ardı etmektedir.


2012 yılı içinde uygulamaya konması beklenen LEED 2012 sistemiyle, çevre ile ilişkiler ve arazi verilerinin daha kapsamlı değerlendirilmesi ve yapı tasarımı sürecinde meslekler arası bütünleşik tasarım yaklaşımının desteklenmesi hedeflenmekte ve bu yaklaşım bir kriter altında değerlendirmeye alınmaktadır. Bu bağlamda yapının henüz kavramsal tasarım aşamasında enerji performansı benzetim yöntemleriyle değerlendirilecek ve farklı alternatifler üzerinde çalışma gerekliliği ortaya çıkacaktır. Enerji ve su tüketiminin de yapı kullanıma açıldıktan sonra kontrol altına alınmasına yönelik önlemlerin işlerliliği, önceki sürümlere göre önem kazanacaktır.

LEED değerlendirme süreci derecelendirme hedeflerinin belirlendiği ve tüm grupların katılımı ile gerçekleşen bir çalışma toplantısı (LEED Eco_Charette Workshop) ile başlar ve sonrasında yapının/projenin, USGBC’ye kaydettirilmesiyle devam eder. Bu işlem tasarım ekibi ya da LEED yetkili uzman (LEED AP) tarafından yapılabilmektedir. LEED sertifikasyon sisteminde BREEAM’dan farklı olarak bir uzman ile çalışma zorunluluğu yoktur. Yapının değerlendirmeye alınması için öncelikle her performans kategorisi için tanımlanan önkoşulların yerine getirilmiş olması şarttır. Önkoşullar gerçekleşmediği sürece, yapının sertifika alması mümkün değildir. Tasarım ve yapım olmak üzere, iki aşamada, yapının sağladığı kriterlere ilişkin gerekli belgelerin internet ortamında sisteme yüklenmesinden sonra, USGBC tarafından bu belgeler incelenmekte ve açıklığa kavuşturulması istenen konular ya da ek döküman talepleri iletilmektedir. Bu çalışmaların yapılıp USGBC’ye gönderilmesi ile beraber, yukarıda belirtilen bölümlerdeki her kriter için puan kazanılmaktadır. Bu puanların toplamı yapının alacağı sertifika düzeyini belirlemektedir. LEED sertifikasyonunda 4 kademe bulunmaktadır. Bunlar; Sertifikalı (Certified), Gümüş (Silver), Altın (Gold) ve Platin (Platinium)dir.

LEED değerlendirme sistemi oldukça kapsamlı olmasının yanı sıra, tasarımcılara şartnameler dizisinin uygulanmasından çok, performansa dayalı seçeneklerin uygulanması yönünde esneklik tanımaktadır. İlk etapta Kuzey Amerika’daki yapılar için geliştirilmiş olduğundan, dokümanlar bazı durumlarda ASTM ve ASHRAE-IESNA gibi Amerikan standart ve yönetmeliklerine atıflar yapmaktadır. Birçok standart ve yönetmeliklere atıf yapması, güncelleştirilme olanağını kısıtlamaktadır; güncelleştirme olanağı, atıf yapılan dokümanların güncellenmesine bağlıdır. Ayrıca bu dokümanları bulundurmayanların aracı kullanması da güç olabilmektedir.

Çevresel DeğerlendirmeCASBEE

Binalarda Çevresel Etkinliğin Detaylı Değerlendirilmesi (Comprehensive Assessment of Building Environmental Efficiency) programı akademisyenler, yapı endüstrisi üyeleri ve hükümet yetkililerinden oluşan Japon Sürdürülebilir Bina Konsorsiyumu ve Japonya Yeşil Bina Konseyi tarafından hazırlanarak, 2000 yılında uygulamaya konmuştur. Bu değerlendirme programı planlama, tasarım, yapım, işletme ve yenileme olmak üzere, binaların yaşam döngülerini oluşturan her dönem için ayrı araçlar içermektedir. Değerlendirme süreci diğer araçlardan farklı bir yöntemle yürütülmekte olup, her performans kategorisinde kazanılan puanlar ağırlık kat sayısı ile çarpılmaktadır. Yapım aşamasının her esasını kapsaması aracın güçlü bir yönünü oluştururken, uygulanmasını oldukça zorlaştırmaktadır. Ayrıca değerlendirmeye ilişkin tüm dokümantasyonun Japonca olması da bu aracın diğer ülkelerde uygulanabilirliğini ve yaygınlaşmasını zorlaştırmaktadır.

GreenStar

Avustralya Yeşil Binalar Konseyi (Green Building Council of Australia – GBCA) tarafından BREEAM’e dayalı olarak geliştirilen ve 2003 yılında uygulamaya konan metot, bina tasarımında ve yapımında çevresel duyarlılık fikrini yaygınlaştırmayı hedeflemekte ve yapıların yaşam döngüsü etkilerine odaklanmaktadır. Mevcut haliyle Konutlar, Ofisler, AVM, Eğitim Yapıları için sürümler uygulamada olup, Karma Kullanımlı Yapılar, Endüstri Binaları ve Sergi Binaları için araçlar geliştirme aşamasındadır.

Çevresel Değerlendirme



SBTool

Daha önce GBTool (Green Building Tool) olarak bilinen SBTool (Sustainable Building Tool), 1996 yılında 14 ülkenin katılımıyla gerçekleşen ve bugün 21 ülkeye çıkan Sustainable Building Challenge (SBC) hareketinin yazılım şeklinde uygulama aracıdır. SBC hareketinin amacı yapılar için sadece çevresel değil, ekonomik ve toplumsal konuları da kapsayan, sürdürülebilirliği değerlendirme aracının ortaya konmasıdır. SBTool genel bir değerlendirme çerçevesi olup, yerel otoritelerin, bölgesel koşullara göre kendi değerlendirme sistemlerini geliştirmeye yönelik bir araç niteliğindedir. Ancak ulusal/bölgesel bir değerlendirme aracı yetkili yerel otoriteler tarafından geliştirilebilir. Bu durum üçüncü şahıslara ülkenin/bölgenin öncelikli sorunlarını yansıtmak üzere, performans kriterlerinin puanlarını tespit etme esnekliği sağlamaktadır. Son teknoloji bir değerlendirme aracı olmak üzere geliştirilen bu araç, aynı zamanda uluslararası düzeyde kullanım olanağına sahiptir. SBTool’u diğer araçlardan ayıran en önemli özellik, ülkelere göre değişen öncelikleri, sosyo-ekonomik ve teknolojik olanakları, gelenekleri ve kültürel değerleri yansıtma esnekliğine sahip olmasıdır.

UYGULAMAYA İLİŞKİN SORUNLAR

Yeşil bina değerlendirme sistemleri günümüzde hızla artan bir ivme ile yaygınlaşmaktadır. Ancak sistemlerin pek çoğunun geliştirildikleri ülkelerin ulusal ve bölgesel koşulları ve standardları gözönüne alınarak hazırlandığı görülmektedir. Bu da sistemlerin diğer ülkelerde uygulanması sırasında bazı güçlükleri beraberinde getirmektedir. Bu değerlendirme sistemleri gelişmiş ülkelerde ciddi anlamda destek görmekte, uygulama sahası bulabilmekte ve yapı sektörünün sürdürülebilirliğine ciddi katkı sağlamaktadır. Ancak ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde, yapı sektörü, sivil toplum kuruluşları ve devletin bu konuda çok daha hızlı ve duyarlı davranması gerekmektedir.

Aşağıda anlatılan uygulamaya ilişkin sorunlar, ülkemiz için gerçekçi ve objektif bir sertifikasyon sistemi oluşturmada yarar sağlayacaktır.

Yeşil Bina değerlendirme sistemleri, gelişmekte olan ülkelerde, çevresel konuların yanı sıra  ekonomik ve sosyal konuları da içermelidir ve bu sistemler bütünü “sürdürülebilir bina değerlendirme sistemleri” olarak adlandırılmalıdır. Gelişmekte olan ülkeler, ekonomik ve sosyal yaşam standardlarını henüz yakalayamadıklarından ötürü, çevresel sorunların ekononik ve sosyal sorunlardan bağımsız düşünülmesi mümkün değildir.  Ayrıca gelişmekte olan ülkelerde, çevresel duyarlılık ve sürdürülebilirlik konularında devletin, yapı sektörünün, malzeme üreticilerinin ve yatırımcıların bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Çevre dostu malzemelerin geliştirilmesi, yenilenebilir enerji sistemleri gibi pekçok konuda devletin ciddi desteğine gereksinim vardır. Sürdürülebilir bina değerlendirme sistemleri, bu gibi ülkelerde yapı sektörünün ve mevcut yapı stokunun çevresel performansının artırılmasında büyük rol oynayacaktır.

Geliştirilecek veya uyarlanacak ulusal bir yeşil bina sertifikasyon metodunun, etkili, akılcı ve uygulanabilir olması için, performans kriterlerinin ulusal koşullara bağlı olarak belirlenmesi gerekmektedir. Yapı malzemeleri ve teknoloji, iş gücü, su kaynakları, elektrik enerjisi gereksinimi gibi konulara ilişkin sorunlar ulusal ve bölgesel düzeyde farklılık göstermektedir. Ancak, yaygın olarak kullanılan sistemlerin hiçbirinde bu farklılıkları gözetecek bir değerlendirme yöntemi uygulanmamaktadır. Ayrıca bazı sertifikalarda performans kriterleri projeyi inceleyen kişinin kanaatine göre bile değişebilmektedir. Yeşil bina performans değerlendirme sistemlerinin yapıları hem nitelik, hem de nicelik açısında değerlendirmesi gerekmektedir.

Ülkemiz için geliştirilecek sertifika sisteminin kriterlere ve puanlama yöntemine göre değerlendirmeye olanak tanıması gerekemektedir. Böylece sistem daha şeffaf ve kolay uygulanabilir olmaktadır. Ancak bazı sertifikasyon sistemlerinde her kritere eşit puan tanınması, koşulları farklı ülkelerde değerlendirme yapmayı gerçekçi kılmamaktadır. Örneğin bazı ülkeler için temiz su kaynaklarının tasarrufu ön plana çıkarken, bazı ülkeler için enerji korunumu, arsa kullanımı, toplu taşıma gibi konular ön plana çıkmaktadır. Sonuç olarak değerlendirme sistemlerinde ağırlık katsayısı uygulamasıyla ulusal ve bölgesel öncelikler ön plana çıkarılabilirse bu uygulama öncelikli sorunların giderilmesinde büyük yarar sağlayacaktır.

Uygulamaya ilişkin önemli bir diğer konu da, sonuç raporlarının tek bir sayısal değer olarak ortaya konmasıdır. Bu durum sonucun kolay anlaşılabilir olmasını sağlamakta ve değerlendirme yapılan yapılar arasında karşılaştırma kolaylığı getirmektedir. Ancak performans kategorilerinde elde edilen başarıya ilişkin bir fikir vermemekte, bu da performansın düşük olduğu alanda geliştirme yapılmasını engellemektedir. Örneğin bir yapı su ve doğal kaynakların korunumu açısından çok başarılı olabilir, buna karşılık enerji korunumunda çok düşük bir başarıya sahiptir ve sonuçta yüksek bir skorla sertifika almaya hak kazanabilir. Oysa enerji korunumu da doğal kaynak kullanımını ve kirliliği dolaylı yoldan etkilemektedir. Bu durumda değerlendirmede her kategori için elde edilen performansın belirtilmesi, düşük performans kategorisinin açıkça vurgulanması gerekmektedir.

Bir ülke için yapı kodlarında veya standardlarında belirlenmiş kriterler sayesinde, çevresel bir değerlendirme sertifikası olmaksızın, sürdürülebilir yada enerji etkin bina koşullarının bazısı yerine getirilebilmektedir. Ülkemiz koşullarında ise mevcut olan tüm yasa, yönetemlik ve standardların incelenerek, adapte edilecek veya yeni gelirtirilecek sertifikaya entegrasyonu gerekmektedir.

SONUÇ

Sürdürülebilir kalkınmada, önemli oranda pay sahibi olan sektörlerden biri de yapı sektörüdür ve bu endüstride payı olan tüm kişi ve kuruluşlara gerek tasarımda gerekse uygulamada büyük görevler düşmektedir. Gelişmiş ülkelerde uygulanan yeşil bina değerlendirme sistemleri, hem yapıların çevresel performanslarını arttırmakta hem de, yapı sektörünü ilgilendiren tüm üretim ve hizmet sektörlerindeki kurum ve kuruluşların çevresel biliçlerinin artmasına katkıda bulunmaktadır. Son gelişmelerden görülmektedir ki, bu sistemler çevresel değerlendirmenin ötesinde ekonomik ve sosyo-kültürel konuları da ele alan, sürdürülebilirlik değerlendirme araçlarına dönüşmüştür. Ancak geliştirildikleri ülkelerin dışında uygulandıklarında ne derecede etkin ve gerçekçi olabildikleri hala tartışma konusudur. Bir değerlendirme sisteminin strüktürünün oluşturulmasında “standart beden” yaklaşımı doğru bir uygulama değildir.

Gelişmekte olan ülkelerde binaların çevresel performanslarının değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken sorunlarr mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, yerel anlamda yeşil malzeme ve ürünün temini, çevreye duyarlı enerji teknolojilerinin yaygınlaştırılması, sera gazı emisyonlarını azaltan önlemler ve geri dönüşüm sektörünün canlandırılması gibi konularda ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde bu konudaki uygulamaların artması yatırımcıların, yapı sahiplerinin ve hatta kullanıcıların da bu konuda bilgili ve hevesli olmalarıyla mümkündür. Sürdürülebilir bir yapı, küçük maliyet artışları ile inşa edilebilmektedir. Örneğin ABD’de USGBC yetkilileri tarafından LEED sisteminin temel sertifika için % 0,66, gümüş sertifika için % 1,9, altın sertifika için % 2,2 ve platin sertifika için % 6,8 gibi oranlarda bir artış getirdiği öne sürülmektedir. Buna karşılık çevresel performansın artırılması kısa bir dönemde işletme giderlerinde azalma, yapının yararlı ömrünün uzaması, kullanıcıların sağlık, konfor ve üretkenliğinin artması şeklinde geri dönmektedir. Bu tür değer kazanmış yapıların kiralama ve satış değerlerindeki artış da dikkat çekicidir. Bugün için ayrıcalıklı sayılan ve satış/kiralama bedelleri yükselen bu tür yapılar ile sıradan yapılar arasındaki farklar gelecekte daha fazla açılacaktır.

Ülkemizde Çevre Dostu Binalar Derneği ÇEDBİK’in toplum bilincini ve farkındalığını arttırma konusundaki ciddi girişimleri, konunun yaygınlaşmasında önemli adımlar olarak görülmektedir. Ayrıca Mayıs 2007’de yürürlüğe giren 5627 no’lu Enerji Verimliliği Kanunu, çevre duyarlılığı yüksek firmaların sürdürülebilir projelerine LEED ve BREEAM gibi uluslar arası sertifikalar alması, Turizm Bakanlığının 2009 başında Turistik Tesisleri değerlendirmek üzere uygulamaya koyduğu Yeşil Yıldız Sertifikası gibi sürdürülebilir yaklaşımlar da önemli ancak ivme kazanması gereken çalışmalar olarak göze çarpmaktadır. Yatırımcıların, tasarımcıların, malzeme, donanım ve hizmet üreten kuruluşların bu kulvarda bir an önce yerini almaları ve devletin de konuya olan duyarlılığını attırarak, sürdürülebilir bina değerlendirme sistemi için çalışmaya başlamaları gerekmektedir.


Kaynaklar

BREEAM, 2009. Building Research Establishment Environmental Assessment Method, http://www.breeam.org

Cole, R.J., Howard, N., Ikaga, T. and Nibel, S., 2005. Building environmental assessment tools: current and future roles. The World Sustainable Building Conference, Tokyo, http://www.sb05.com/academic/4&5_IssuePaper.pdf

Ding, G.K.C, 2008. Sustainable construction – the role of environmental assessment tools. Journal of Environmental Management, 86, 451-464.

ÇEDBİK, 2009. Çevre Dostu Binalar Derneği, http://www.cevredostubinalardernegi.org

Erten, D., 2007. LEED Türkiye’de uygulanabilir mi?, Yapıda Ekoloji – Yapı/EK, YEM Yayınevi.

GBCA, 2009. Green Star, http://www.gbca.org.au/green-star/

IBEC, 2009. Comprehensive Assessment of Sustainable Building Environmental Efficiency Available from: http://www.ibec.or.jp/CASBEE/english/

IISBE, 2007. An Overview of SBTool September 2007 Release, http://www.iisbe.org/down/sbc2008/SBTool/SBTool_notes_Sep07.pdf

Kats, G., 2003. The Cost and Financial Benefits of Green Buildings, A Report to California’s Sustainable Building Task Force, http://www.cap-e.com

Saunders, T., 2008. A Discussion Document Comparing International Environmental Assessment Methods For Buildings, http://www.breeam.org

Say, C. and Wood, A., 2008. Sustainability rating systems around the world. CTBUH Review, 2, 18-29.

Sev, A., 2009. Sürdürülebilir Mimarlık, YEM Yayın, İstanbul.

Sustain Magazine, 2009. BREEAM VS LEED, V. 09 I. 06, http://www.sustainmagazine.com

USGBC, 2009. Leadership in Energy and Environmental Design (LEED), http://www.usgbc.org/LEED

WGBC, 2009. World Green Building Council, http://www.wgbc.org

  • "
Yorumlar
Bu haberi yorumlayabilir ve facebookta paylaşabilirsiniz.
Tasarımcılar
Yeniliklerden haberdar olmak için;
Tedarikçiler
Ürünlerinizi tanıtmak için;
  • YEŞİL  UYGULAMALARI
  • Sürdürülebilir Arazi
  • Su Verimliliği
  • Malzemeler
  • İç Mekan Kalitesi
  • Enerji ve Atmosfer